TÜRK-İSLÂM DEVRİNDE ANTEP
Sayfalar : [1]

Gaziantep yöresi dört halife döneminde Müslüman Arapların idaresi altına girmiştir. İkinci halife Hz. Ömer devrinde bütün Suriye bölgesi Bizanslardan alınarak Gaziantep bölgesine gelinmiştir. İslâm ordularının Suriye cephesi komutanı Ebu Ubeyde’nin öncü birliği komutanı Ganamoğlu İyaz 639’da Antep, Dülük, Merziban ( Meriman), Raban, Tılbaşar kalelerini savaşsız alarak vergi ödemeleri kaydıyla Arap Devleti’ne bağlamıştır. Bugün  Gaziantep’teki Ömeriye camiinin Hz. Ömer devrinde yapıldığı rivayet edilmektedir. Dört halife devrinden sonra Emevi idaresine geçen Gaziantep, Emevi halifesi Ömer Bin Abdülaziz, Malatya’yı almasıyla sonuçlanan seferinde Gaziantep’e de uğramıştır. Halife Munbuç’u merkez yaparak bir süre burada kalmıştır. Gaziantep Revanda kalesi son Emevi halifesi Mervan tarafından restore edilmiştir. Emevi devleti’nin yıkılmasıyla Gaziantep yöresi Abbasilerin eline geçmiştir. Ancak Gaziantep yöresi İslam Devleti içinde başlayan karışıklıklar nedeniyle bir süre yine Bizanslıların eline geçmiştir. Abbasi halifesi Harun Reşid döneminde Gaziantep ve çevresi tekrar İslam Devleti hakimiyetine girmiştir. ( M.S.780)

Halife Harun Reşid döneminde Bizans–İslâm sınırına kurulmaya başlayan Avasım ( askeri bölge) bölgeleri içinde Antep, Raban, Antakya bölgeleride avasım içinde yer alıyordu. Abbasiler döneminde Orta Asya’dan gelen Türkler bu avasım bölgelerine yerleştirilmeye başlanmıştı. Gaziantep çevresine de Orta Asya’dan gelen küçük Türkmen oymakları yerleştirilmişti. Türklerin Abbasilerin Avasım teşkilatının içinde görev alarak Gaziantep çevresine gelmeleri 11. yüzyılın ikinci yarısındadır. Büyük Selçuklu Devleti sultanı Alparslan’ın komutanlarından olan Afşin Bey Dülük’e kadar gelerek burayı karargah yapmıştır. Selçuklular Anadolu’nun fethini tamamladıktan sonra ve haçlı seferlerinin son bulmasından sonra Gaziantep çevresi büyük ölçüde Türkleşmiştir. Bu durum gerçekleşinceye kadar Gaziantep birkaç kez el değiştirmiştir. 1077 ‘de Alparslan’ın komutanlarından olan Gümüş Tekin, 1084 yılında Selçuklu sultanı Süleyman Şah Gaziantep’i zaptetmiştir. Gaziantep Selçuklular idaresinde iken Haçlı seferleri başlamıştır. 1096 yılında Anadolu’ya gelerek Kudüs’e doğru ilerleyen haçlı ordusunun yolu Gaziantep’ten geçmekte idi. Gaziantep yine bu tarihlerde birkaç kez el değiştirmiştir. Haçlı seferleri sonrasında 1098 yılında Urfa’da Latin kontluğu bölgeyi egemenliği altına almıştı. Edez kontluğu Maraş’ı da hakimiyeti altına alınca Maraş senyörlüğü adı altında bir beylik kurarak Antep’te buraya bağlamıştır. Maraş senyörlüğünün yanı sıra 1189-1192 Kudüs krallığı, 1096-1268 Antakya krallığı, 1080-1375 Kilikya Ermeni krallığı, Urfa Latin Kontluğu ve Maraş Senyörlüğü 1098-1146 haçlı seferleri sonucu bu bölgede kurulmuştur. Bu kurulan krallıklar Gaziantep bölgesini çepeçevre sarmaktaydı. Gaziantep Urfa Latin kontluğunun 1150’ye doğru yıkılması ile Selçuklu sultanı Mesut ve damadı Musul Atabeylerinden Nureddin Zengi tarafından geri alınmıştır. Gaziantep bir ara Fatimi Devleti’ne, son Haçlı seferinde yine Haçlıların eline geçmiştir. 1187 yılında Selahattin Eyyubi tarafından kurtarılmıştır. Gaziantep’in Selahattin Eyyubi tarafından kurtarılması sırasında Haçlılar ile çok zorlu savaşlar olmuştur. Tılbaşar, Revanda, Gaziantep kaleleri önünde kanlı çarpışmalar meydana gelmiştir. Özellikle Revanda kalesi önünde kanlı çarpışmalar meydana gelmiş ve bu yüzden bu kaleye halk arasında Selahattin Eyyubi kalesi de denmektedir. Antep şehri 1086-1150 yıllarında Halep ve Şam Atabeyliğine, 1150-1210 ve 1243-1260 yılları arasında Musul Atabeyliğinin siyasi hakimiyeti altına girmiştir. 1210-1243 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devletine bağlanmıştır. Gaziantep bölgesi 13. yüzyılın ortalarına doğru Memlüklerin ( Kölemenler) egemenliği altına girmiştir. Memlük çağı Gaziantep için bir kalkınma çağı olmuştur. Gaziantep şehri birçok imar hareketlerine sahne olmuş, yüzden fazla cami, mescit, medrese, hamam, han yapılmış ve Gaziantep çevrenin bir kültür merkezi olmuştur. Gaziantep’e bu yüzden “Küçük Buhara” adı verilmiş ve ayrıca şehrin bayındır ve refah içinde olması dolayısıyla “ Küçük Şam” denilmiştir. Gaziantep bu devirde en parlak devrini Melik Nasır zamanında yaşamıştır. Bu dönemde ünlü tarihçi ve devlet adamı Ayni, Dr. Muzaferettin Şeyh Zülfü, Dr.Ahmet, şair ve devlet adamı İbni Bali, Bilgin Şeyh Hüsamettin, Memlük devrinde Gaziantep’te yaşamış ünlü kişilerdir. Memlüklüler devrinde Gaziantep’in refah ve huzur çağı zaman zaman bazı istila ve işgallerle kesintiye uğramıştır. 1270’de Moğolların istilasına uğramış, 1273’de Baybars tarafından kurtarılmıştır .Bundan sonra 1388’de Mintaş ve Türkmenlerden Emil Suli, 1400’de Timur,1420’de Irakeyn Beyi Kara Yusuf’un saldırılarına maruz kalmıştır. Gaziantep 1515 yılında Dulkadiroğlu Beyliğinin hakimiyetine geçerek bu devlete bağlanmıştır. Şehrin merkezine Alaeddevle Camii bu dönemde yapılmıştır. Memlüklüler, Dulkadiroğlu Beyliğindeki iç karışıklıklardan yaralanarak Gaziantep’i tekrar hakimiyeti altına aldılarsa da 1516 yılında Mercidabık savaşında Osmanlı ordusuna mağlup olmuşlar ve Gaziantep Osmanlı hakimiyeti altına girmiştir.

 

Sayfalar : [1]


M.Kemal Atatürk
"Ben Antepliler’in gözlerinden nasıl öpmem ki? Onlar yalnız Antep’i değil Türkiye’yi de kurtardılar."

Tümü için tıklayınız...