TARİH ÖNCESİ VE TARİHİ ÇAĞLARDA ANTEP
Sayfalar : [1] 2 3 4

 

Gaziantep şehri ilk insan topluluklarının yaşadığı ve ilk uygarlıkların geliştiği Mezopotamya, Anadolu ve Mısır’ı birbirine bağlayan yollar üzerinde ve Maraş, Halep, Urfa’dan Akdeniz’e kadar uzanan önemli yolların kesişme noktası üzerinde bulunduğundan Gaziantep her dönemde tarihi açıdan önemli bir yerleşim yeri olduğu kadar, her dönemde kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini her zaman korumuştur. Gaziantep’in tarihi kaynaklara göre M.Ö. 5600 yıllarına kadar götürülmektedir ve dünyanın en eski yerleşim yerleri arasında gösterilmektedir. Gaziantep tarihi devirler açısından Kalkolitik, Paleolitik, Neolitik dönemlerinden geçen ; Tunç çağından sonra Mezopotamya, Eti, Mitanni, Pers, Asur, İskender, Selefkos, Roma, Bizans, İslâm- Arap ve Türk İslâm uygarlıklarını barındıran Gaziantep tarihi çok köklü ve zengin tarihe sahiptir. Türk İslâm dönemlerinde Gaziantep’in yer aldığı bölgenin çevresi büyüklü küçüklü birçok devlet Gaziantep'in yönetiminde rol oynamıştır. Bunlar Hulefa-i Raşidin dönemi ( dört halife devri) Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Artukoğulları, Fatımiler, Eyyubiler, Dulkadiroğulları, Osmanlı Devleti’dir. Bölgeye doğudan, batı ve güneyden gelen Turani, Sami, Hint-Avrupa kavimleri göç etmiştir. Fakat bunlardan önce bölgede “Halaf” denen yerli bir halkın yaşadığı bilinmektedir. Şehir, Cumhuriyet öncesi yıllara kadar Ayıntap ( Ayıntab ) adıyla anıla gelmiştir. Bu adın benzerine ilk kez Haçlı Seferlerine ilişkin kroniklerde rastlanmaktadır. Urfalı Mateos M.Ö 952-1136 ve Papaz Grigor’un, 1124 – 1155 yılları arasındaki vekayinamelerinde, Arapların Ayıntab adını verdikleri şehirden Hantap ( Hamptan ) diye söz ettiği anlatılmaktadır. Arapça “ parlak pınar ” anlamına gelen Ayıntab, Ermeni kaynaklarında Anthapt olarak geçer. Gaziantepli tarihçi Bedrüddin AYNİ’nin ifadesiyle Antep’in eski adı “Kala-i Füsus”dur. Kala-i Füsus “Yüzük Kalesi” demektir. Bedrüddin AYNİ’ye izafe edilen rivayete göre buranın kötü bir hakimi varmış. Birçok uygunsuz işler yaptıktan sonra ettiklerine pişman olmuş ve tövbe etmiştir. Adı Ayni olduğundan, halk “Ayni tövbe etti” demiştir. Bundan ötürü şehrin adı “Ayni Tövbe” Aynitap olarak kalmıştır.Bir diğer rivayette ise; AYINTAP adını, suyunun güzelliğinden ve bolluğundan dolayı aldığı söylenmektedir. Zira, “ayın”; pınar, kaynak, suyun gözü anlamına gelmektedir. Dolayısıyla “tab”; güzel pınar ve güzel kaynak manasını ifade etmektedir. Yine ayrıca “Ayıntap” adındaki, “tab” ; güç ve takat anlamına gelmektedir. Şehre suyunun bolluğundan dolayı da bu ismin verildiği söylenmektedir. Gaziantep bazı belgelere göre dünyanın en eski kenti olarak gösterilmektedir. Bu bakımdan yontma taş devrinden beri burada insanların burada yaşadıkları bilinmektedir. Kentin çevresinde çok sayıda doğal ve yontma taş mağarası bulunmaktadır. Turlu köyündeki Şehzade Höyük’te 1956 yılında yapılan kazılar sonucu elde edilen bilgiler bölgenin kültür tarihinin 9000 yıl olan Mezopotamya uygarlığına kadar gittiğini göstermektedir. Bundan başka Caba höyük, Zencirli, Tilmen höyük, Gedikli höyüğü, Şehzade ( Turlu) höyüğünde yapılan kazılar; ayrıca Tüm höyüğü, Yesemek, Metmenge, ve Dülük’te ( Doliche) yapılan araştırmalar Gaziantep bölgesinin tarihi geçmişini ortaya koymaktadır.

Eski Taş Dönemi

Eski Taş dönemi( Yontma Taş devri) insanlık tarihinin en uzun bölümünü kapsamakta olup, ilk insanların ortaya çıkışı ve ilk insan yapıtı araçların üretilmesi sonucu insanlaşma sürecine girişi temsil etmesiyle de tarihin için de önemli yer tutar. Gaziantep bölgesindeki yüzey çalışmalarında ve kazılar sonucu bölge tarihinin Eski Taş çağına kadar uzandığını ortaya koymuştur. Geçimlerini avcılık, balıkçılık ve toplayıcılıkla sağlayabilen bu dönem insanları , araç ve gereçlerini taştan yapmışlardır. Bostancı, Çiner, Perrot gibi bilim adamları Gaziantep yöresinde yaptığı çalışmalarda Eski Taş devrine ait birçok buluntular ele geçmiştir. Gaziantep çevresinde yapılmaya başlanan ilk çalışmalar 1946 yılında merkeze bağlı Dülük köyünün Metmenge yöresinde başlatılmıştır. Bu bölgede bulunan Biface Acheullean dönemine ilişkin ok ucu o dönemde Anadolu’da ele geçen en eski örnek olarak saptanmıştır. Dülük bölgesinde yer alan Keber tepesinde “ Şarklı Mağara” adı verilen yerde 13 kültür tabakası saptanmıştır. Burada en alt tabakada eski taş dönemini göstermektedir. Bu bölgedeki eosan kireç taşı biçimlemeleri, prehistorik insanlar tarafından kullanılan çakmaktaşı yumruları içermektedir. Ham madde kaynaklarının yanı sıra Fırat ve Sacır ırmağı kıyıları ilk insanların yerleşmesi için oldukça uygun  yerler olmuşlardı.

Sayfalar : [1] 2 3 4


M.Kemal Atatürk
"Ben Antepliler’in gözlerinden nasıl öpmem ki? Onlar yalnız Antep’i değil Türkiye’yi de kurtardılar."

Tümü için tıklayınız...