FRANSIZLARLA İLİŞKİLERİN YUMUŞAMASI VE YAPILAN ANTLAŞMALAR
Sayfalar : [1]

Londra Konferansı

Fransızlar Antep'i ele geçirince, ilk işgallerinde yaptıkları hatalardan dikkatle sakınmışlar ve Antep halkına çok saygılı davranmaya gayret göstermişlerdir. Anteplilerle Ermenilerden kurulu mahalli heyetlere şehrin günlük idaresi terkedilmiştir. Hükümet-i Muvakkate adı altında bir teşkilat şehrin idaresini ele almıştı. Ancak köylerde hâlâ hakimiyet kuramadıklarından birçok ileri geleni inceleme yapmak için bu bölgelere günderiyorlardı. Herşeye rağmen Fransa Hükümeti, Ankara Hükümeti de anlaşma yollarını arıyor, fakat tam başarı kazanamadan bu işe yanaşmıyordu. Birinci İnönü Zaferi memleket içinde ve dışında büyük yankı bulmuştu. T.B.M.M.nin gücü bu zaferle artmış oldu. Müttefik delegeler Paris'te toplanarak (26 Ocak 1921) Sevr Antlaşmasının düzeltilmesini gürüşmek üzere Şubat ayı içinde Londra'da bir konferansın toplanmasını kararlaştırdılar. Fransıziar Anadolu'daki duruma İngilizlerden daha gerçekçi bir gözle bakıyor ve Müttefiklerin Türkiye'ye insafsızca bir barışı zorla kabul ettiremeyeceklerini anlamış bulunuyorlardı. Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Londra Konferansı'na gönderildiLondra Konferansı, 23 Şubat-12 Mart 1921'e kadar sürmüştür. İtilaf Devletleri, Sevr Andlaşması'nın esasında bir değişiklik yapmayıp, bir iki küçük değişiklikle yetindikleri gibi, Türkiye'de Misak-ı Milli'yi izah ile herşeyden önce Yunanlıların Anadolu'yu boşaltmalarını istedi. Bekir Sami Bey Londra'da, İngiltere, Fransa ve İtalya ile birtakım antlaşmalar yaptı. Fransa Hükümeti Londra Konferansı hükümlerini dikkate almayarak 11 Mart 1921'de, Türk Murahhas Heyeti Başkanı Bekir Sami Bey ile bir anlaşma yapmış. 11 Mart 1921 tarihli Briand-Bekir Sami Anlaşması ile Fransızlar, güney cephesindeki çarpışmalara son vermeyi ve Sevr'den farklı olarak Urfa ve Antep'i Türkiye'ye bırakmayı kabul ediyorlar, lâkin buna karşılık Elazığ, Diyarbakır ve Sivas bölgelerinde birtakım ekonomik ayrıcalıklar kazanıyorlardı.Londra Konferansı görüşmelerinin devam ettiği bir sırada, Fransa'nın Suriye Yüksek Komiseri Georges Picot, Mustafa Kemal Paşa'yı Sivas'ta ziyaret ederek onunla Güneydoğu Anadolu'daki karışık durumun düzeltilmesi çareleri üzerinde uzun görüşmelerde bulundu. G.Picot bu görüş ve inancını hükümetine de kabul ettirmişti. Berthelot Londra Konferansında bu görüşün ışığı altında, Fransa'nın kendisine tanınacak başka ayrıcalıklar karşısında Güneydoğu Anadolu üzerindeki bazı haklarından vazgeçebileceğini beyan etti. Ancak Llyod George bu bölgeyi Fransa'nın kendi isteğiyle egemenliği altına almak istediğini, dolayısıyla Anadolu'da kendisine başka ayrıcalıklar istemeye hakkı olmadığını söylemiştir. Londra Konferansı'nın önemli sonuçlanndan biri de, İtilâf Devletleri arasındaki görüş ayrılığını ortaya çıkarmış olmasıydı. Fransa'nın bu sıradaki esas davası Almanya'dan duyduğu korku dolayısıyla, güvenlik tedbirlerini bir an önce kurmaktı.30 Mart-1 Nisan 1921'de İkinci İnönü Zaferi, Fransızların Millî Mücadeleye karşı politikalarında bir dönüm noktası oldu. Ankara Hükümeti ile hesaplarını artık barışçı bir yolla çözmeleri gerekiyordu.


Ankara Antlaşması

Fransa resmen Sevr'deki cepheyi kırmış, kısmî de olsa ayrı bir barış yapmıştı. Fransa'yı bu noktaya getiren Maraş, Urfa, Antep ve Adana bölgesinde Fransız işgal kuvvetlerine ve onların müttefiki olan Ermeni birliklerine karşı yapılan kahramanca direnişti. Türklerle Fransızlar arasında devam eden savaş her iki taraf için de bir mana ve maksat ifade etmiyordu. Nüfusunun çoğunluğu Türk olan ve Sevr Antlaşması'yla Türklere vaadedilen Kilikya'da kalmak bütün isteği Suriye üzerinde mandasını tesis etmekten ibaret olan Fransa'ya hiçbir çıkar sağlamazdı. Fransız kamuoyu herşeye rağmen savaştan usanmıştı. Bir ân önce Kilikya'da asker ve para israfının durmasını istiyordu. İngiltere fiilen Türkiye ile hiçbir yerde savaşmamaktaydı. Fransa ise zahiren bir mıntıkayı henüz elde etmek, fakat hakikatte ençok İngiltere'yi alâkadar eden dünya meselelerinin onun menfaatlerine en uygun şekilde hallini temin etmek için Kilikya denilen mıntıkada pek çetin ve kanlı bir savaşa tutuşmuş olup, orada 60-70 bin asker beslemekte idi. İngiliz siyaseti için Fransa'yı böyle bir zor duruma sokmak şüphesiz çok büyük ve parlak bir başarıydı.24 Eylül’de başlayan ve üç hafta süren görüşmelerde azınlıklar, kapütülasyonlar ve Türkiye’nin güney sınırı konusunda bazı güçlükler çıkmıştı. İlk iki konuya ilişkin olarak M. Kemal Misak-ı Millî şartları üzerinde direniyordu. Antep, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün diplomatik alandaki siyasî zaferi olan 21 Ekim 1921’de Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşmasından sonra, 25 Aralık 1921’de özgürlüğüne kavuşmuştur.Mustafa Kemal Atatürk; Nutuk’ta Türk-Fransız Antlaşması için: ‘‘Bu antlaşma ile siyasî, iktisadî, askerî vs... hiçbir hususta istiklalimizden hiçbir şey feda etmeksizin, vatan topraklarımızın kıymetli parçalarını işigalden kurtarmış olduk. Bu antlaşma ile millî davamız ilk defa olarak Batılı Devletlerden biri tarafından kabul ve ifade edilmiş oldu’’ şeklindeki sözleriyle fikirlerini beyan etmiştir.

Sayfalar : [1]


M.Kemal Atatürk
"Ben Antepliler’in gözlerinden nasıl öpmem ki? Onlar yalnız Antep’i değil Türkiye’yi de kurtardılar."

Tümü için tıklayınız...